logo

Habiboğlu: Yayla düşerse Trabzon düşer!

TASEN Genel Sekreteri Bedrettin Habiboğlu ile Arap turizmini konuştuk

 

Yaylalar düşerse

Trabzon düşer!

 

Türk Arap Araştırma ve Strateji Enstitüsü Genel Sekreteri Bedrettin Habiboğlu, “Araplar kendi ülkelerinde olmayan yayla ve tabiatımızı görmek için bu şehre geliyorlar. Bu yüzden bu tabiat mahvedilirse, yaylalar betonlaşırsa Trabzon turizmi biter” dedi

 

Türk Arap Araştırma ve Strateji Enstitüsü Genel Sekreteri Bedrettin Habiboğlu ile son yıllarda Arap turistlerin çekim merkezi haline gelen Trabzon turizmini, artılarını, eksilerini konuştuk. Arap coğrafyasını çok iyi bildiğini ve bölge insanı ile her zaman diyalog halinde olduğunu belirten Habiboğlu’nun tespitleri turizm paydaşlarına yol gösterecek cinsten işte Habiboğlu’nun o çok konuşulacak ve adeta bir rehber niteliğindeki o açıklamaları:

İLK ARAP 1974-75’TE GELDİ

Trabzon’a ilk Arap turist 1974-75 yıllarında geldi. Rahmetli babam Hacı Ziya Habiboğlu’nun Vakfıkebir’e getirttiği arkadaşlarıdır ilk turist kafilesi. O dönem evimizde 3 ay kaldılar. İlk gelişleri odur. O dönemlerde Arap turistleri Türkiye’ye nasıl getiririz diye konuşuluyordu. Bugün ise, “Arap turistleri elimizde nasıl tutarız” diye konuşuyoruz. Bugünde bazı sıkıntıların yaşandığı yönünde duyumlar var. Trabzonlu misafirperverdir, Trabzonlu evine gelene nasıl davranması gerektiğini çok iyi bilir. Ancak şu unutulmasın 100 iyi şeyden daha çok 1 kötü şey daha çabuk duyulur.

TRABZON CENNET KÖŞESİDİR

Bir cennet tasviri vardır. Araplar buraya altından ırmaklar akan cennete geliyorlar. Trabzon’da bir hafta kalan cennette adres bulmakta zorlanmaz diye her zaman söylerim. Bu Trabzon’un şansı aslında. Rusların Trabzon’a ilk geldiğinde de aslında bu şansı yakalamıştı ancak bugün şehirde Rus yok. Bunun analizinin iyi yapılması lazım. Nataşa söylemleri ile başlayan ve halen daha devam eden anlayışın şehre neler kaybettirdiğini iyi etüt etmeliyiz.

TURİZM MİLLİ BİR MESELEDİR

Bugün Ortadoğu’da, Afrika’da, Arap Emirlikleri’nde yayın yapan kuruluşlarda tek bir olumsuzluk üzerine eklenerek anlatılıyor. Bazı olumsuzlukları yapanların, 25 kuruşluk suyu 5 TL’ye satanların da Trabzonlu olduklarından emin değilim ancak yansıması çok ağır oluyor. Bu olumsuz hareketlerin çıkış noktasının tespit edilip, koordinasyonlu bir şekilde, bir sistemle çözüme kavuşturulması gerekiyor. Trabzon’da turizm siyasi bir mesele değildir. Trabzon’da hatta Türkiye’de turizm milli bir meseledir. Trabzon’da turizm potansiyelinin artması şehrin ekonomik yapısını direkt etkilemektedir. Geçen yıl 1,5 milyar dolar girdi sağlandı diye biliyorum. Bu az bir rakam değildir.

SÜMELA VE UZUNGÖL’E SIKIŞTIK

Sümela ve Uzungöl’e sıkışmış bir turizm var Trabzon’da. Aslında Trabzon turizmini Sümela’ya, Uzungöl’e ya da bazı mekânlara kısıtlamaktan vazgeçmek gerekiyor. Çünkü bu şehrin her tarafı ayrı bir güzel, bakir, cennet gibi bir tabiata sahip. İnsanlar da kendi ülkelerinde olmayan bu güzellikleri görmek için bu şehre geliyorlar. Trabzon’un da hiç kimsede olmayan şeyi tabiatıdır. Allah aşkına Sayın Bakan Süleyman Soylu yaylalardaki o çarpık yapılaşmaları ortadan kaldırmak için adım attığında yer yerinden oynamıştı ya.

SERMAYEMİZ TABİATIMIZDIR

Kimse farkında değil ama siz kendi sermayenizi öldürüyorsunuz. Hâlbuki bu şehrin sermayesi tabiatıdır. Hâlbuki bu tabiatı en doğal haliyle korusanız kendinde olmayan turistlerin bölgeye akın etmesini sağlarsınız. Turist yaylada bina görmeye, lüks otellerde kalmaya, lüks tesislerde yemek yemeye gelmez turistler. Bunların alası var onların ülkelerinde. Buraya gelen turistler aptal değil arkadaşlar. Dünyanın her tarafına gidebilecek potansiyel ve zenginlikte olan insanlar bunlar. Dünyanın her yerinden haberleri var.

KAÇAN FIRSAT GERİ GELMEZ

Turizmde bir çeşitlilik de yaratılmalıdır. Avrupalı turistlerin de bu şehre çekilmesi noktasında çalışmalar yapılmalıdır. Uzungöl’deki çarpık yapılaşmaya artık bir son verilmelidir. Unutulmasın ki Uzungöl düşerse Trabzon düşer. Yaylalarımız düşerse Trabzon düşer. Sümela düşerse Trabzon düşer. Tabiatımızda yapılacak her tahribat Trabzon turizmini baltalamak demektir. Tek sermayemiz tabiatımızdır. Zaten onun için geliyor bu turistler. Aksi takdirde bu turistler bu şehirden kaçar gider. Kaçan fırsatın da talibi çok olur ve kaçan fırsat bir daha da asla geri gelmez.

SERBEST DOLANDIRICILIK

EKONOMİSİ İŞLETİLMESİN

Sonuçta elbette serbest piyasa ekonomisi var isteyen ürününü istediği fiyata satabilir ancak serbest dolandırıcılık ekonomisi yok yani. İş artık serbest dolandırıcılık ekonomisine doğru gidiyor. Siz burada turistlere fahiş fiyat uygularsanız turistler kendi alternatiflerini kendileri oluşturabilirler. Gidebilirler buralardan en basitinden. Hiçbir şey yapılmıyor demek ciddi bir hata ciddi bir eksiklik olur. Elbette kurumlar ciddi şekilde bu sorunun önüne geçmek için çalışıyorlar. Ancak daha koordinasyonlu bir şekilde çalışılmalı.

PARA İSTİKRARSIZ YERE AKMAZ

Arap halklarının Türkiye’ye olan güvenlerinin de buralara gelmelerinde başlıca bir etken. Türkiye’ye olan güven Arap coğrafyasında da bir hayli artmış durumda. Bir defa Türkiye eski Türkiye değil artık. Sonuçta bu insanlar buraya geldiklerinde buraya yatırım yapıyorlar, mülk alıyorlar, Karadeniz’den ev alıyorlar. İstikrar olduğuna inanmadıkları bir ülkede bunu yapmazlar. Para istikrar olmadığı yere akmaz. Siz kendi cebinizdeki parayı gidip de gömer misiniz? Türkiye’deki istikrarın olduğuna inanç ve Türkiye’nin artık bölgede de ciddi bir güç olduğuna duyulan inanç buraya gelmelerini de sağlayan başlıca gerekçedir. Bunda son gerçekleştirilen Afrin operasyonunun payı da büyük olacaktır.

DENİZİ MAALESEF KULLANAMIYORUZ

Arapların en büyük beklentilerden biri de denizle ilgili bir aktivite olmaması. Şöyle uzun soluklu bir gezinti yapacakları bir gezinti teknesi dahi yok. Trabzon’dan turistleri alıp da şöyle bir Rize’ye, Giresun’a, Artvin’e götürebilecek bir tekne yok. Kaldı ki bölgede çok sayıda liman var. Aslında bu Türkiye’nin de sorunu bu. 3 tarafı denizle çevrili olup da denizden bu kadar az yararlanan başka bir ülke yok. Sözün sırası gelmişken Türkiye’ye aslında başlı başına bir Denizcilik Bakanlığı kurulmalıdır. Dünya’da denizi olmayıp da denizcilik bakanlığı olan ülkeler var. Türkiye’de ise yok.

TURİST İLETİŞİM HATTI KURULMALI

Trabzon’da mesela turistler için bir şikâyet hattı ya da kurumu var mı? Bir internet sitesine girip ya da bir telefon hatları olan bir mekanizma kurulmuş mu? Yangın ihbarında bulunmak için aradığınız numara belli. Havalimanında turizm merkezlerine kaç liraya gidilir diye tabela koymanın yanında o tabelanın altında şikâyetleriniz için şu numarayı arayın diye yazılıp, o merkezlerde 7/24 görevliler istihdam edilmelidir. Bir turizm polisi oluşturulmalıdır. Zabıtasını duydum ama polis yok galiba. Dil bilen, diğer polislerden daha değişik, daha sempatik kıyafetleri olan turistlere yönelik polis merkezleri oluşturmamız lazım. Ve o insanlar polise gittiklerinde onlarla muhatap olmalılar. Bu kadar insan topluluğunun olduğu bir yerde ister istemez tatsız olaylarla karşılaşılabilir. Bu tür olaylarda turistlere yardımcı bu ekipler olmalıdır.

ARAPLARI ARAPLAR KAZIKLIYOR

Herhangi bir olayda şu anda turistleri kim yönlendiriyor? Şu anda Arap turistleri bu şehirde Suriyeliler yönlendiriyor. Duyduğumuz çok şey var. Buradaki vatandaşlardan Suriyeliler gelip evlerini alıyor, Arap turistlere fahiş fiyatlara satıp, bizim aleyhimize bir durum ortaya çıkabiliyor. Arap firmalar da Trabzon’a gelip blok halinde mülk alıp yine kendi milletlerine satıyorlar diye duyuyorum. 200 bin TL’ye aldıkları daireleri yine Araplara 400 bin TL’ye satıyorlar. Bir müddet sonra o daireyi satmaya kalkan Arap vatandaş daireyi ancak 200 bin TL’ye satabiliyor. Çünkü gerçek fiyatı o. Peki kazıklayan kim oluyor. Sorsan Trabzonlu kazık atıyor ancak hâlbuki aracı kazıklıyor. İşte bu tür işlerin bile denetimleri kurumsal bir merkez tarafından yapılabilmeli.

KOORDİNASYON SAĞLANMALI

Devletin kontrol mekanizmasını koordinasyon halinde işletmeli. Valilik, Emniyet Müdürlüğü, Turizm İl Müdürlüğü, Belediyeler hep birlikte bu işlere eğilmeliler. Mesela Arap turistin Trabzon’a gelip “Şu daire kaç para eder” diye sorabileceği resmi bir makam yok. Sorabilmeli bunu. Öyle olmayınca da Körfez ülkelerindeki tüm internet sitelerinde, “Trabzon’da beni dolandırdılar” türünden feryat figanlar kopuyor. Hâlbuki kendi adamı kendi milletini dolandırmış. İşte bu tür olumsuz izlenim bırakacak davranışların, fırsatçı insanların şehir üzerinden kazandıkları haksız ve ahlaksız kazancı kesmemiz için gerekirse turistlere emlak ve gayrimenkul danışmanlık hizmeti de sağlanmalıdır.

ASIL FATURAYI ONLAR

BİZE ÇIKARACAK

Daha yakın zamana kadar Türklerin güvenilirliğinden zerre kadar şüphesi olmayan bir turist ordusunun bugün Trabzon’da yiyeceği bir yemeğin fiyatını internetten araştırmasını sağlamak, onu o güvensiz duruma itmek inanın bu şehre yakışmıyor. Garip bir durum. Arap bunu para için araştırmıyor sadece enayi durumuna düşmemek için bunu yapıyor. Turistlerin kafasındaki bu güvensiz algıyı acilen değiştirmeliyiz. Yoksa asıl faturayı bize Arap turistler bu şehirden giderek çıkaracaklardır.

KAYNAK: KARADENİZDE SONNOKTA- ALİ YAHYA ÖZTÜRK

Lapazan Yaylası, Trabzon

Share
505 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+5 = ?